Okmeydanı Mescidi ve Tekkesi
1505
|
Keçecipîri Mahallesi’nde, Fâtih Sultan Mehmet Caddesi üzerindeki “Kasımpaşa Kulaksız Okspor Derneği Tesisleri”nin Kulaksız tarafında ve Kulaksız Caddesi’yle Doymazdere Sokağı arasındadır.
Fâtih döneminde Okmeydanı’nda, yalnızca kemankeşlerin barındığı ve adına “Sorkun (Sivrikoz) Çardağı” denilen üstü kapalı bir yer vardı. Okçular Tekkesi, mescit ve ek yapılar, Sultan II. Bâyezid (1481-1512) zamanında 1505’te, İskender Paşa (Öl.1515) tarafından inşa olunmuştur. Bu dergâhın, zikir ve ibadete mahsus öteki tekkelerle hiçbir ilgi ve ilişkisi yoktur. Burası okçuluk idman ve yarışmalarına ayrılmış bir okçuluk kulübüdür. Tekke, Okmeydanı alanının hemen hemen en yüksek noktasına kurulmuştur.
Dergâh, Hicrî 1049 (Milâdî 1639) yılında, Sultan IV. Murad’ın emriyle Silâhtar Mustafa Paşa tarafından onarılmış ve genişletilmiştir. Minare 1770 yılında, Kazasker Muhzırı Hacı Ebûbekir Ağa tarafından yaptırılmıştır. Sultan II. Mahmud döneminde, 1818’de mescit ve 1832’de tekke yeniden genişletilmiş ve tamamen yenilenmiştir. Mescitle birlikte minare de elden geçirilmiş; ancak çıkan bir fırtınada şerefeden yukarısı yıkılınca, aynı yıl yeniden yapılmıştır. Dergâh, geniş bir avlu içinde mescit, hünkâr kasrı, (müze ve kütüphanesiyle) meydan odası, şeyh dairesi, mutfaklar ve hizmet odalarından oluşan bir yapılar grubuydu. Hünkâr köşkü, padişah ile devlet adamları ve yabancı ülke temsilcilerinin, yarışmaları izlemeleri için yaptırılmıştı. Meydan odası, toplantı ve tören salonuydu. Şeyh dairesinin bir bölümü başkanın ikametine, bir bölümü de kurumun yönetim işlerine ayrılmıştı. Hizmet odaları ise, korucular, havacılar ve tekkenin öteki personeli için yapılmıştır. İki katlı ve ahşap olan tekke binası, mescide bitişikti. Tekkenin yakınında ünlü kemankeşlerin gömüldüğü bir hazîre vardı. Tekke, 1839’da yangın felâketine uğramış; 1894’teki büyük depremden de ciddî ölçüde hasar görmüştür. 1918 yılında tekke duvarlarının bir bölümü ayakta olup mescidin çatısı da tamamen çökmemiş durumdaydı. Günümüze yalnızca minarenin şerefeye kadar olan gövdesi, köşkün oturduğu tuğla tonozlu su haznesi ve kimi duvar kalıntıları ulaşmıştır.
Evliya Çelebi’ye (1611-1682) göre “kemankeşler 3000 kişidir ve pîrleri Ebî Vakkas oğlu Hz.Sa’d’dır ki Hz.Peygamber’in cenneti müjdelediği on kişi arasındadır”. Okçuluktaki büyük ustalığı Hz.Muhammed tarafından takdir edilmiş ve övülmüştür.
Şinasi Acar |