Dolmabahçe Sarayı
 
Fotoğraflar
|
Kurumlar
|
Mimari Uslüplar
|
Portreler
|
Yapılar
Dolmabahçe Sarayı

Kadıköy’den Sarıyer’e uzanan sahil şeridinin Kabataş ile Beşiktaş arasında kalan bölümünde, I Ahmed ve I Osman dönemlerinde Dolmabahçe vadisinin deniz kıyısında doldurulmasından (Dolmabahçe deyimi buradan gelmektedir.) elde edilen kıyı şeridinde, Üsküdar’ın karşısında konumlanmış saraydır.Tanzimat Fermanı’nı ilan eden Osmanlı hükümdarı Sultan Abdülmecid’in isteği üzerine yapılmıştır. Sarayla ilgili literatürde, Garabet Balyan ile oğlu Nikogos Balyan, bu yapının mimarları olarak belirtilirler.Emeklerinin ayrıntısı kesin bir dille ayrılmamış ancak asıl mimarın Garabet Balyan olduğuna dair güçlü işaretler vardır. Bununla beraber sarayın iç süslemeleri ile döşenmesi konusunda dekoratör Sèchan’ın rolü vardır.Bazı öğelerin desenlerini bizzat kendisinin çizdiği, genellikle XIV. Luis dönemi modellerini esas alarak masa, koltuk, sandalye, ayna, saat, şamdan gibi şeylerle Venedik tarzı cam eşyayı Parise ısmarladığından bahsedilir.

3 katlı ve simetrik plana sahip sarayın 285 odası ve 43 salonu vardır. Yaklaşık 250.000 m2 lik bir alanda yer almaktadır. Saray’ın cephesi ortalama 300 m’dir. Bu kıyı bloğu kuzey ucunda doğu-batı yönünde uzanan 125 m cephesi olan bir diğer kütle ile buluşarak sarayın ana kütlesini “L” biçiminde oluşturur.Deniz ve gerisinde yükselen sırtlar, planlamada lineer çizginin esas alınmasını gerektirmiştir. Kıyı şeridinin biraz genişlemesinden yararlanan mimar, kara tarafından denize dik eksenli bir bölüm yerleştirmiştir.Kara tarafında yüksek avlu duvarı ile gözlerden saklanan bu bölüm sarayın “Harem” bölümüdür. Mimar; saray teşkilatı ile ilgili hizmet binalarının çoğunu, ana yapıdan ayrı olarak harem bölümünün Beşiktaş’a bakan tarafına ve Veliaht Dairesi’nin yakınına yerleştirmiştir. Sarayın en görkemli yeri olan Muayede (Merasim) Salonu, sarayın denize bakan ana cephesinin orta bölümünde yer almaktadır. Sarayda simetrik ve hareketli bir cephe düzenlemesi görülmektedir.

Dolmabahçe Sarayı deniz kıyısına çakılan ahşap direklere oturan platformlar üzerine uygulanan taş temeller üzerinde yükselmektedir. Bu yüksek su basmana oturan dış duvarlar taştan, iç duvarlar ise tuğladan inşa edilmiştir. Döşemeler ve çatı, o dönem için doğal olan ahşap malzeme ile yapılmıştır. Fakat Muayede Salonu büyük açıklığında, tavanı taşıyan madeni bir strüktür vardır. Bu strüktür aynı zamanda 4,5 ton ağırlığındaki büyük kristal avizesini de taşımaktadır. Çatı kurşunla kaplanmıştır.

Sarayın güneydeki resmi bölümü 3 büyük hol etrafında tasarlanmıştır. En güneyde büyük bir hol etrafında düzenlenmiş oda ve salonlar, orta holde anıtsal bir merdiven evi çevresinde oluşturulan bir galeriyi çevreleyen odalar ve en kuzeyde “karnıyarık” tipolojisinde bir orta sofa etrafındaki köşe daireleriyle düzenlenmiş odaları vardır.

Saray, Türkçe’ye “Seçmecilik” diye aktarılan Eklektisizm] tipik bir örneğidir. Yapıda eski Yunan üsluplarından başlayıp daha sonraki yüzyıllarda yeniden alınmasının ifadesi olan Neo-Klasik, Rönesans, Barok] Rokoko] ve Ampir] varıncaya kadar .eşitli üsluplardan öğe ve özellikler bulunabilir. Ancak Hazine ve Saltanat Kapıları süslemelerinin, bu üsluplara bağlı kalınmadan, Eklektisizm] verdiği serbestlikle yaratılmış, bu binaya özgü, başarılı, orijinal kompozisyonlar da bulunmaktadır.Hiçbir oda ya da salon belirli bir uslubun temsilcisi durumunda değildir.

19. yüzyıl Avrupası’nda bol görülen, eski Yunan mimarisinden alınmış üçgen alınlıklar, hem bazı girişlerde hem de denize bakan uzun cephede yer alır. Sarayın bütününde dışta, duvar ve pencerelerin durumuna göre, uzun ya da kısa ufki kuşaklar, kare, dikdörtgen, üçgen alanlar halinde süslemeler bulunmaktadır.

Sarayın en görkemli yerini oluşturan Muayede Salonu, bol miktardaki kompozit başlıklı sütunların hemen üstlerinden, kemerlerin iç ve dış yüzlerine, pandantiflere, kubbe tavanında kadar yoğun süslemeye sahiptir ve Batı süsleme zevkini yoğun şekilde yansıtır.

Dolmabahçe’nin Selamlık cephesi de sarayın gösterişli yerlerindendir. Ancak Muayede Salonu’na nazaran daha az süslenmiştir. Görkemli girişte bulunan üçgen alınlıkta, ortasında tuğranın bulunduğu kısım, klasik Türk süsleme üsluplarından Rumi’ye yakın bir desene sahiptir. Dolmabahçe Sarayı’nın iç ve dış süslemelerinde bitkisel motifler çoğunluktadır.

Balyan Ailesi’ne mensup sanatçılardan birine ai olan Saat Kulsei, antik mimari öğelerin kullanıldığı dört kat yüksekliğinde bir yapıdır.Bezemeler yukarı katlara çıktıkça hafifler.

Saray’ın kara tarafındaki cephesinin sağırlığını padişahın geçit törenlerini izledikleri yer olan Camlı Köşk hafifletmektedir. Birbirine dik iki dışa bakan çıkmalı cephesini 12 adet sütun taşımaktadır.Sütunların hemen arkalarında bulunan 12 adet pilastr sayesinde uzaktan bakıldığında çift sıra sütun olduğu izlenimi verilir.Bu da antik dönem psevdo-dipteros (yalancı dipteros) tapınakları anımsatır.

Kaynaklar:
Pekin, E., (1992), Milli Saraylar, Ankara: TBMM Milli Sarayar DaireBaşkanlığı Yayını
Kuban, D., (2007), Osmanlı Mimarisi, İstanbul: YEM Yayın.



 
Arama Sonuçları Mimarlık Müzesi Koleksiyonunda:   Dolmabahçe Sarayı